19 Mayıs 2013 Pazar

Futbol mu yoksa basketbol mu ?



    Bu soruyu daha 5 yaşında sormuştu Steve Nash. Doğru cevabı kendisi cevaplasın.  Steve nash beni objektif olarak anlatamayacağım kadar etkileyen, basketbolu sevdiren, ve türkiyede bulunması çok zor olan phoenix formasını aratan ve mütevazi kişiliğiyle NBA'da oyun kurucu olarak oynayan ve bana göre NBA oyun kurucuları arasındaki -bunu ciddi anlamda içten ve hissederek söylediğim başka bir cümle yok- en zekisidir.O kendi  döneminin en iyisidir, lideridir.Onun en büyük özelliği  istatistiklerle açıklanamaz.Onun takımın beyni olmasından çok  arkadaşlarına verdiği katkı ve takım içindeki seviyeyi yükseltme çabası onu tam anlamıyla bir lider konumuna getirdi. Nash birçok artistik hareket yapmasıyla değil o hareketleri yaratmasıyla, sempatik ve centilmen kişiliğiyle, turnikeleri, üçlükleri, müthiş çalımları, akıl dolu pasları ve zekasıyla bir tek benim efsanem değil. Bundan eminim.


     Güney Afrika'da doğup ta Futbola ilgi duyduktan sonra Canada'ya taşınıp  bir de futbol için gerekli olan beceri hız ve zekaya da sahip olup  belli bir sürede futbol oynadıktan sonra basketbol için yaratıldığını nasıl anlar insan ?  Bu karardan sonra her NBA yıldızı gibi  bir alt lig olan kolej liginde oynaması gerekiyordu. Malum draft. Kolej liginde daha ilk yılında  en üstleri oynayıp kendini kanıtlamasına şaşırmamak gerek. Bir tek biz şaşırmamışızki bir yıl sonra phoenix nash'ı 15. sıradan draft etti. -ben daha 3 yaşındaydım- Ve o draft hayatını değiştirdi yada o draft bizim hayatımızı değiştirdi yada NBA tarihinin süregelmişliğini. 1.85 boyundaki bu adam  sadece kendini değil takım arkadaşlarını da birer yıldız yapmaktanda geri kalmadı ve bunu bir kez bile dile getirmemesi mütevazılık konusundaki istikrarını her zaman oldugu gibi yine gösterdi. 2005 yılında NBA  mvp ödülünün tesadüf olmadığını 2006 yılında da tekrarlayarak yine NBA'yi mest etti.Giyimi, saç stili, konuşması ve oyun tarzıyla hip-hop rap kültürü ağırlıklı tarzıyla NBA tarihine nane ferahlığında derin bir soluk getirdiğini söylemek kesinlikle  kelimelerin gücünün zayıflıgındandır. Aynı zamanda hızı konusunda  2003-2007 yılları arasında  en hızlı oyun kurucu olduğu basketbol literatürleri tarafından defalarca dile getirildi. Ki dile getirilmesine gerek bile yoktu. Hızını basketbola başlamadan önce futbol antrenmanlarından dolayı aldığını söylemiştir. Yazılıp ta bitirilmeyecek   yadsınılamaz yeteneğinin yanında  tottenham hotspurla antrenman tecrübesi olduğunu söylemeden olmaz.
   O bembeyaz suratı ve zeytin çöpü gözleriyle bir NBA starından çok  benim gözümde bir çizgi roman kahramanıdır. Kendisine ait olan salonda tek başına çalışan ve kimseden yardım almadan attığı şutlardan oluşan ibret belgeselini yayınlamış ve tembel genç oyunculara nispet derecesinde el sallıyor ki kendisi şu an 39 yaşında!  Ki steve nash'in bu sözü herşeyi özetler kıvamda : ''Eğer bütün oyun kurucular benim kadar sert ve sıkı çalışsaydı, emin olun işsiz kalırdım.''  İki şeker kız babası olan nash -http://instagram.com/p/LJpYwHA5Ia/-  olgunluk göstererek kendi tarzından ödün verdiği günü görmeden ölmek isterdim. Lakers a transfer olarak çocuksu nba zevkimi bitirmiş, aglatmanın eşiğine getirmiş ve hala kendimce aklıma gelince niye diye sora sora unutur ve ertesi gün bunu hep devam ettirirdim
   


    .Malesef  Lakers ta Kobe'den top almaması -alamaması- onu ikinci plana attığında bana bir darbe daha vurduysa da  kendisi nasıldır siz düşünün.  Ancak efsaneliği bu noktada ortaya çıkıyor ki : Lakers antipatimi  yok edebilecek yegane oyuncu oydu ve öyle de oldu. Artık Lakers'lıyım  ama iki yıllığına. Gerçi Los Angelas'a aileme yakın olmak için geldim demişti ama  sinema işlerine girmek istemesininde kararında etkili olduğunu düşünüyorum.Son olarak  başlıktaki soruya doğruya doğru cevap verip vermediğine siz karar verin.


 '' Eh be nash. Ne farkın kaldı yüzük aşkına lakers'a gidip yüzüğü alamadan kıçın kıçın geri dönen payton'dan,malone'dan.Kalsana phoenix'de.Kendall Marshall'a oyuncu kuruculuk öğretsene.Emekliliğini play-off stresi olmadan rahat rahat geçirsene.Ne gerek vardı şimdi buna?'' diye eleştirmekte  pekte mümkün.